11 Temmuz 2015 Cumartesi

Ey Yahudiler cemaati! Sizler Allah’ın mahlûkatı içinde sevmediklerimizsiniz

Peygamber, bazı vakitler mal tahsili için hususi memurlar da gönderdi. Nitekim her sene Revvaha oğlu Abdullah’ı meyvelerin tahmini için Hayber’e gönderirdi. Hayber Yahudileri tahminin fazlalığından şikâyet etmişlerdi. Yahudiler Revvaha oğluna rüşvet teklif etmişler, kadınlarının ziynet altınlarından bir çıkın içinde getirerek: Bu senin olsun, tahminini az tut demişlerdi. Revvaha oğlu Abdullah da buna karşılık:

«Ey Yahudiler cemaati! Sizler Allah’ın mahlûkatı içinde sevmediklerimizsiniz. Fakat bu nefret beni sizlere zulmetmeğe sevketmez. Teklif ettiğiniz rüşvete gelince: O, en menfur kazançlardandır. Biz onu yiyemeyiz.»
Yahudiler bu hareket karşısında; gökler ve yerler bu feragatle ayakta durur demişlerdir.
Resul Ekrem valileri ve beyleri daima teftiş ettirir, kendisine getirilen haberleri dinlerdi. Bahreyn valisi hakkında Kays kabilesi tarafından vaki olan şikâyet üzerine kendisini azletmiştir. Peygamberimizin devlet idaresindeki hassasiyeti şayan dikkattir. Valileriyle sıkı hesap görür, onların varidat ve masraflarını inceden inceye tetkik ederdi. Bir kere, zekât tahsili için birini memur etti, tahsilat sonunda bu memur hesap verdi ve getirdiği mallardan; bu sizin, bu da benimdir, bana verilen hediyelerdir dedi. Bunun üzerine Resul Ekrem şöyle buyurdu. Allah’ın bizi borçlu tuttuğu vazifelerde çalıştırdığımız kimselerde ne oluyor ki bu sizindir, bu da bana hediye edilmiştir demektedir. İnsan kendi atasının, babasının evinde oturduğu vakit kimse ona durup dururken hediye getirir mi?
Bizim bir işe çalıştırdığımız ve karşılığını verdiğimiz kimsenin hakkından fazla birsey alması hırsızlıktır buyurdular.

Peygamber içtimaî ve İslami nizama son derece riayet ederdi.
Birgün Maaz'ın namazı uzatmasından Yemen halkı şikâyet etmiş ve Resulallah da onu tekdir etmiş, halka imamet edenlerin namazı uzatmamalarım emretmiştir.
Resul Ekrem halkın adalet işlerini yürütmek için kadılar tayin ederdi. Nitekim Ebutalib oğlu Ali'yi Yemen'e kadı gönderdiği gibi Nevfel oğlu Abdullah’ı da Medine kadısı tayin etmiştir. Cebel oğlu Maaz ile Ebu Musa El'eş'ariyi Yemen kadılıklarına gönderdiği zaman ikisine de; ne ile hükmedeceksiniz diye sormuştur. Her ikisi de cevap olarak Kur'an ve sünnetle orada bulamazsak kıyâsla cevabını vermişler. Resul Ekrem de bu cevaptan memnun kalmışlardır.

Bütün bunlardan anlaşılıyor ki İslam’ın büyük Peygamberi, kurduğu devlet ve medeniyet de hükümet ile halk arasındaki münasebetleri en ince teferruatına kadar takip ederlerdi.
Bundan mada Resul Ekrem halkın işlerini tedvir için daire müdürleri demek olan kâtipler tayin ve istihdam ederdi. Hazreti Ali anlaşmalar ve uzlaşmalar kâtibi idi. Elhâris mühürdar idi. Ebu Fatma oğlu da ganimetler kâtibi idi.

Peygamber tarlalara, meyvelere ve hayvanlara vergiler koymuştur. Bunlarda zekât, aşar ve harb kazançları vergileriyle gayri Müslimlerin, arazi, haraç ve cizye vergileri idi. Zekât. Kur’an’da gösterilen sekiz türlü kimselere dağıtılır, bu vergiden başkalarına bir şey verilmezdi. Zekâttan devlet masraflarına da sarfedilmezdi.

Savaş ganimetleri ve gayri Müslimlerden alınan arazi ve şahsi vergiler devletin idaresine ve ordu masraflarına kâfi gelirdi. Devlet kendisini fazla mala muhtaç göremiyordu. işte Peygamberimiz devlet cihazını bu suretle kurmuş ve hayatı müddet ince bu teşkilâtı ikmal ve itmam etmişti.  
C.Rıfat Atilhan Tarh boyunca İslam hâkimiyeti ve uğradığı suikastlar



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder