12 Temmuz 2015 Pazar

Müslümanlığın adalet ve kanun önünde müsavat prensibine mukabil

Türk ve Müslüman adaleti himayesinde daha müemmen gördüklerinden İslâm hâkimiyetini, Hristiyan idaresine müreccah tutmakta idiler. Müslümanların tutumu ve bu dinin umdelerindeki sarahat ve asalet Ortodoks mezhebindeki Hristiyanlara; Katoliklerden daha alicenap ve daha hakikat olarak gözüküyordu.

Müslümanlığın adalet ve kanun önünde müsavat prensibine mukabil; meselâ Garb müelliflerinden Klark'ın Amerika da basılmış olan Race of Turkey European kitabından şu parçayı alabiliriz:

«Fesada düşmüş asilzadeleri, kalabalık ve müstebit bir ruhban sınıfı, kötü tefsir edilen bir sürü kanun ve ferman, ahaliyi devamlı bir surette soyan bir hükümet ve en kötüsü hükümetin tahammül edilmez inhisarları, vergi tahsilindeki bozukluklar ve adaletsizlikler, sürü halinde gümrük memurları ve tahsildarlar sefaletin derin çukuruna düşmüş olan halkta ne hak, ne kurtuluş imkânı ve ne de bir zerre ümit bırakmamış idî»

Bir Rus tarihçisinin şu yazısını da aşağıya alırsak iyi bir mukayese yapmak imkânı hâsıl olur; Bizans hakkında diyor ki:

«Kanunun hükmü olmayan bir imparatorluk, ağzında dizgin bulunmayan bir at gibidir. Konstantin ile ondan evvelkiler kendi büyük memurlarını halkı ezmek için serbest bırakmışlardı. Artık mahkemelerinde adalet, kimsenin kalbinde cesaret kalmamıştı.

Masumların gözyaşından, kanından hâkimler servetler yapıyorlardı.

Rum askerleri, muhteşem üniformalarının altında mağrur ve mütehakkim vatandaşlar ise vatan haini olmaktan utanmıyorlardı.

Askerlerin harp den kaçması tabii idi. En nihayet Allah’ın gazabı bu halkın kafasına indi ve âlemlerin Allah’ı, kendi yolunda cihadı mukaddes bilen ve bundan zevk alan, hâkimleri adalete hıyanet etmeyen büyük hükümdar Fatih Sultan Mehmed Hanı meydana çıkardı.»

Bu yazı Ortodoks Hristiyan’ı olan bir Rus müverrihi tarafından yazılmıştır. Müslüman Türkün, İslam kanun ve nizamlarına uyarak nasıl mükemmel ve adil bir idare kurduğu ve ' bu nizamlar gevşeyinceye kadar yüzlerce sene nasıl bir zafer ve istilâ yolunda yürüdüğümüz canlı ve şahitli, ispatlı delillerindendir.

C.Rıfat Atilhan Tarh boyunca İslam hâkimiyeti ve uğradığı suikastlar



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder