15 Temmuz 2015 Çarşamba

Fransız Kıta’larında bulunan Müslüman askerlere gönderdim

1911 senesi Ağustos ve Ramazan ayı idi. Henüz Harbiye’den diploma almamış, hiç bir resmi sıfat ve şahsiyeti olmayan bir Türk genci sıfatıyla Tunus, Cezayir ve Merakeşte bir seyahat yaptım.

Bu kısa seyahatim esnasında Fas Meliki Mevlây-ı Hafız'dan çarşı, pazardaki küçük esnafa kadar, sadece Türk olduğum için bana gösterilen hürmet ve itibar, mazhar olduğum misafirperverliğin asil tezahürleri karşısında duyduğum heyecan bugün, bu dakika, aradan elli küsur yıl geçmesine rağmen halâ taptaze ruhumun silinmez köşelerinde canlı olarak yaşamaktadır.

Aradan on yıl geçti. İstiklâl savaşları olanca şiddetiyle devam ediyor. Zonguldak’ı bir Fransız kuvveti işgal etmiş, onun da kendisine göre gayesi var. Gaziantep, Maraş ve Adana’dan söktürüp ileri geçemeyen Fransızlar için Ankara’ya giden en kısa yol Zonguldak... Hele Bolu’da ve Düzce’de çıkan isyanlar ve ihtilâller bir muvaffak olursa ve onlar da Zonguldak cephesini bir yararlarsa netice ne olabilir?
Zonguldak cephesindeki Türklerin kumandası benim elimde.

Diğer bütün Türk birlikleri gibi silâh, cephane ve mühimmat cihetinden öyle büyük Bir yoksulluk içindeyiz ki... Bunu asil ırkımın tükenmez fedakârlığı ve göğsümüzdeki imanla telâfi ediyoruz.
Allah’ın Nusret ve yardımını Türklerden esirgemeyeceğine öylesine inanıyoruz ki...

Arapça bir beyanname yazıp, karşımızdaki Fransız Kıta’larında bulunan Müslüman askerlere gönderdim. Gayet çabuk tesiri görüldü ve Türklerin İslam’ın alemdarı bir millet olduğuna inanmış birçok Tunuslu ve Cezayirli din kardeşlerimiz, istikbâl ve yuvalarını çiğneyerek saflarımıza iltica ve bizimle aynı siperlerde muharebe ettiler. Antep ve Maraş cephelerinde de böyle oldu.


C.Rıfat Atilhan Tarh boyunca İslam hâkimiyeti ve uğradığı suikastlar

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder